Yazılar

Gaziosmanpaşa Beyaz Eşya Teknik Servisi

sbolgelerix

İstanbul’un geç dönem yerleşimlerinden olan ve daha önce Taşlıtarla ve Küçükköy Mevkii olarak bilinen Gaziosmanpaşa, 1950’li yıllardan sonra gelişmiş, 1963 yılında da ilçe yapılmıştır.

Gaziosmanpaşa ilçe alanı eskiden Eyüp ve Çatalca ilçelerinin sınırları içindeydi. Bugün ilçe merkezinin bulunduğu topraklar 1950’lere kadar boştu. Eyüp ilçe sınırları içindeki bu topraklar kıraç ve taşlı olduğundan halk arasında Taşlıtarla olarak adlandırılırdı.

1950’den önce burada hayvancılıkla uğraşanların kurduğu ağıllarla birkaç atölye tipi imalathane vardı. 1952 yılında Balkan göçmenlerine devletin yaptırdığı evlerle başlayan Taşlıtarla serüveni, 1960’lı yıllardan itibaren sanayinin Rami ve Eyüp’e kaymasıyla büyük bir ivme kazanmıştır. Taşlıtarla 1958’e kadar Küçükköy’ün bir mahallesiydi. 1962’de yapılan bir araştırmaya göre Taşlıtarla’daki 18 bin gecekonduda yaklaşık 90 bin kişinin yaşadığı tahmin edilmektedir. Nüfusun hızla artmasıyla birlikte 1963’te Taşlıtarla ilçe merkezi olmuş ve bundan sonra Gaziosmanpaşa adıyla anılmaya başlamıştır.

1985’de 291.715 kişilik İstanbul nüfusunun yüzde 5’ini barındıran Gaziosmanpaşa’da, aynı yıl kilometrekareye 1.790 kişi düşmekteydi. 1990’da ilçe nüfusu 393.667’ye nüfus yoğunluğu ise 2.415 kişi/km2’ye yükselmiştir. Gaziosmanpaşa, nüfus artış hızı açısından İstanbul’un önde gelen ilçelerinden biridir.

Öyle ki, 1997’deki nüfus sayımına göre ilçe nüfusu 7 yıl gibi kısa bir sürede 570.943 kişiye, nüfus yoğunluğu ise 3.900 kişi/ km2’ye yükselmiştir. 2007 yılı itibariyle Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yaptırılan Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre 1 milyon 13 binlik nüfusuyla Türkiye’nin en büyük ilçesi olmuş ve bu sonuçla nüfus yoğunluğu bakımından Türkiye’nin 64 ilini geride bırakmıştır. Ancak 2009 yılı itibariyle Gaziosmanpaşa ilçesinden iki yeni ilçe, Arnavutköy ve Sultangazi ilçeleri doğmuş, Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki 5747 sayılı kanunla, Gaziosmanpaşa ilçesi üçe bölünmüştür. İlçemizin nüfusu 2014 yılında 498.120 olmuştur.

Bir zamanların Taşlıtarla’sı, bugün modern binaları, alışveriş merkezleri, bilgisayarlı okulları ve eğlence merkezleriyle yeni bir görünüm kazanmıştır. Gaziosmanpaşa’nın 2023 yılında İstanbul’un tercih edilen en önemli lokasyonu olmasını sağlayacak yatırımlara hız verilmektedir. İlçemiz, daha güzel ve daha konforlu yapılarla birlikte otoparkları, sosyal donatı alanları, eğitim kurumları, hastaneleri, cadde ve sokaklarıyla modern şehrin yükselen değeri olma yolunda hızla ilerlemektedir.

Gaziosmanpaşa Bölgesinde Öz-Dur Teknik Servisimizce Başlıca Bosch, Siemens, Profilo Markaları Olmak Üzere Tüm Markalara Ait Beyaz Eşya, Kombi ve Klimaların Tamiri Yapılmaktadır. Hizmet Verdiğimiz Beyoğlu Bölgeleri; ( Yeşilpınar Mahallesi, Eyüp Merkez Mahallesi, Alibeyköy, Göktürk Mahallesi, Kemerburgaz )’dır. Bize ulaşabilmeniz için lütfen Teknik Servis Numaramız olan 0212 270 6636 Numarasını Arayınız.

Beyoğlu Beyaz Eşya Teknik Servisi

sbolgelerix

Beyoğlu ilçesi günümüzde, 45 mahalleden ve yaklaşık 225 bin yerleşik nüfustan oluşan bir yerleşim yeridir. İş, eğlence ve kültür merkezi olması nedeniyle bu ilçe sınırları içerisindeki gündüz ve gece nüfusu birkaç milyonu bulmaktadır. Bazılarına göre Beyoğlu, Karaköy’den Taksim’e kadar uzanan bölgedir. Bazılarına göre de,Tünel Meydanı’ndan Taksim’e uzanan bölümden ibarettir.

Bugün İstanbul iline bağlı Beyoğlu ilçesi; Haliç’in kuzeyinde Kasımpaşa vadisinin batısıyla, Dolmabahçe (Gazhane) vadisi arasında kalan alanı kapsar, Şişli veBeşiktaş ilçeleriyle sınırdaştır. Ancak halk arasında Beyoğlu adı, kentin önemli kültür, eğlence ve iş merkezlerinden olan ve Galatasaray’ı Taksim Meydanı’na bağlayan İstiklal caddesi ve çevresi için kullanılır.

Bizans döneminde yerleşim alanı olmayan bu kesime; karşı yaka öte anlamına gelen Pera’dan kaynaklananPeran Bağları deniliyordu.Geçen yüzyılda, özellikle yabancılar, Beyoğlu yerine Pera adını kullanmışlardır. Türkler ise Pera’yı Beyoğlu şeklinde adlandırıp daha geniş bir alanı kastetmişlerdir.

Beyoğlu adının ortaya çıkışına ilişkin çeşitli rivayetler vardır. Bunlardan birisine göre; Beyoğlu adı, Fatih Sultan Mehmed zamanında Pontus prenslerindenAleksios Komnenos’un islamiyeti kabul ederek burada oturmasından kaynaklanır. İkincisine göre ise; burada oturan Pontus prensi değil, Kanuni zamanındaki Venedik elçisi Andre Giritti’nin oğlu Luigi Giritti’dir. Türkler’in “Bey Oğlu” diye andıkları bu adam, elçinin bir Rum kadınla evlenmesinden dünyaya gelmiştir. Oturduğu konak da Taksim yakınında bir yerdedir. Diğer birine göre ise; Kanuni Sultan Süleyman döneminde burada oturan Venedik elçisine yazışmalarda Beyoğlu dendiği için bu semt de Beyoğlu adını almıştır.

Pera adı, 1925’de resmi yazışmalardan çıkarıldıktan sonra gittikçe unutulur hale gelmiş, Buna karşılık Beyoğlu adı güç kazanıp bölge anlamında da yaygınlaşmıştır.

Bizans’tan Osmanlı’ya 

Pera, Bizans dönemindeki İstanbul’un sonradan gelişen yerleşim yeri olmuştur. İmparator 2.Theodosiustarafından bir kısmı yaptırılmış olan İstanbul surlarının çevrelediği kapalı alanın Haliç’e ve Marmara’ya bakan yamaçlarında konutlar; Sirkeci çevresinde ticaret kuruluşları; Sarayburnu, Beyazıt, Aksaray, Cerrahpaşa, Yedikule’de yönetsel, dinsel ve ticari merkezler yoğunluktaydı. Ayrıca Haliç’in karşı kıyısındaki Galata da bir dış yerleşim yeri olmuştu. Sykai (Sycae) adı verilen bu yerleşim yerinde oturanların çoğunluğunu Venediklilerile Cenevizliler oluşturmaktaydı. Daha sonraları surlarla çevrilen bu yerleşim yerleri, zengin bir ticaret merkezi oldu.

13. yy’da Cenevizli tüccarların yönetimine verilen Galata yüzyıllar boyunca ticaretteki önemini korumuştur. 15. yy’da kent 100 bini bulan nüfusuyla dünyanın sayılı büyük kentlerinden biriydi. Osmanlılar tarafında alındığında 50 bin kadar olan nüfus Rumeli ve Anadolu’dan getirilen müslüman ve müslüman olmayan halkın yerleştirilmesiyle 100 bini aştı. Müslümanların büyük bölümü bu dönemde eski kentin bulunduğu yarımadanın dışında yaşıyordu. Skyai de sur dışına taşarak Pera (bugün Galatasaray) yönüne doğru büyüdü.

19.yy’da Galata önemli gelişmeler gösterdi. Bu kesim, ticaret merkezleri olma özelliğini korurken yabancı elçiliklerin yerleştiği ve yine yabancı banker, komisyoncu, banka ve sigorta şirketlerinin yoğunlaştığı, bunun yanı sıra eğlence yerlerinin bulunduğu bir Avrupa kenti görünümünü kazanmaya başladı. Osmanlı padişahlarınınTopkapı Sarayı’ndan çıkarak Galata yakınındaki Dolmabahçe Sarayı’na taşınmaları da bu yüzyıla rastlar. İlk önemli sanayi kuruluşu olan Feshane’nin Haliç’te işletmeye açıldığı 19. yy’da kent demiryolu, tramvay, tünelgibi kent içi ve kent dışı ulaşım olanaklarına kavuştu.

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Beyoğlu 

Osmanlı devrinde Beyoğlu, çevre olarak, Batılılaşmanın maddi görüntüsünün odaklaştığı yer durumundadır. En hayati ihtiyacı olan suya kavuşulması, Beyoğlu’nun daha geniş çapta iskanını sağlamıştır. 1492’den sonra Galata’daki yabancı elçilikler Beyoğlu’na taşındı; Galatasaray ile Tünel arası yerleşim alanı olarak gelişmeye başladı. XVIII. yy’da da gelişimini sürdürerek Kasımpaşa ve Tophane taraflarına yayıldı. Onsekizinci yüzyıl sonlarına kadar Galata surunun dışına pek taşılmış değildi. Bizans’ın son döneminde Galata’nın ticari hayatına Latin kökenliler hakimdi. ÇoğunluğunuGenovalılar’ın oluşturduğu Latin kökenlilerin miktarı Rumlardan daha fazlaydı. Galata, Türk yönetimine geçince de Cenevizden kalan bu Latin kökenlilerintamamı Galata’yı bırakıp gitmedi. Kalanlar Türk döneminin Lövantenleri’nin mayasını oluşturdu.

Fetih’ten sonra Galata’ya da bir hayli Türk yerleşti. 1476 tarihli bir belgeye göre, Galata’da 592 Rum, 535 Müslüman, 332 Frenk ve 62 Ermeni evi vardı. Galata’nın sur içi bölümünde Türkler çoğunlukta değildi, amaTophane, Fındıklı, Ayaspaşa, Kabataş, Galatasaray’dan Tophane’ye inen yolun çevresi, Beşiktaş, Haliç kıyılarında ise Azapkapı Sokollu Camii çevresi ve onun biraz daha ilerisindeki Kasımpaşa Türk evleriyle doluydu.

XIX. yüzyılda durum değişti. Yüzyılın ikinci yarısında hem hız hem de hacim bakımından değişmenin ölçüsü gayrimüslim guruplar lehine büyüdü. Galata Kulesi çevresinden Galatasaray’a kadar uzanan sahada Rum, Ermeni, Yahudiler’den meydana gelen gayrimüslimler ile Lövantenler ve yabancı uyruklular çoğunluğu oluşturdular. Ayrıca, Osmanlı Devleti’nin Batılılar’a karşı tutumundaki değişme, Osmanlılar’la yeni ilişki kuran devletlerin de Beyoğlu’da arsalar edinerek binalar yaptırmalarına ve geniş kadrolu personelle buralara yerleşmelerine yol açmıştır. Aslında Avrupa devletleri Beyoğlu’da yer edinip elçilik binalarını buralara kondururken Beyoğlu’nun bina dokusu da zenginleşmiştir.

Galata’da canlı bir ticaret hayatı olduğu halde, buraya büyük çaplı camiler yapılmamış, medreseler inşa edilmemişti. Bunun en büyük nedeni, Galata ve Beyoğlu’da yeterli suyun olmamasıydı. Nitekim az çok suya kavuşturulmuş bölgeler, bol miktarda Türk yerleşimine sahne olmuştu. Galata’nın iki yanında Tophane veKasımpaşa buna iyi bir örnekti. Öteki taraf ise Halıcıoğlu ve Sütlüce’ye doğru uzanıyordu.

Beyoğlu’nun su sorunu üzerine, ciddi şekilde ancak XVIII. yüzyıl ortalarında eğilinmiştir. 1732’de Birinci Mahmud tarafından Bahçeköy su şebekesinin yapılmasıyla Beyoğlu bol suya kavuşmuştur. Beyoğlu bölgesinin bol suya kavuşturulduğu 1732 senesinin tarihini taşıyan 25 çeşme bulunmaktadır. 1737-1800 arasında yapılmış 49 çeşme, 1800-1923 arasında yapılmış 76 çeşme, bir yönüyle de Türk nüfusunun nerelerde yoğunluk gösterdiğinin de işaretini oluşturmaktadır.

Bahçeköy şebekesi, Beyoğlu için, uzun yıllar yeterli olmamıştır. Beyoğlu su bakımından bundan sonra da zaman zaman takviye edilmiştir. Ondokuzuncu yüzyılın sonlarında, Terkos Gölü’nden İstanbul’a su veren şebeke yapılınca Beyoğlu’ya da su verilmiştir. İmparatorluk döneminde Beyoğlu’ya son su takviyesi İkinci Abdulhamid zamanında olmuştur. Kemerburgaz ile Cenderearasındaki 60 kadar kaynağın suları toplanarak 1904’te demir borular ile Beyoğlu’ya sevkedilmiştir. Bu sularHamidiye Suları diye tanınır.

İstanbul’da evlere ve diğer özel kurumlara paralı su dağıtımının yapılması, Terkos ve Elmalı şebekeleri ile başlamıştır. İstanbul’da halkın evlerinde paralı su harcaması da Terkos ve Elmalı suları ile başlamış oldu.

Beyoğlu’ya dikkatlerin çevrilmesine neden olan etken, aslında devletti. Zira Beyoğlu’nun sırtlarına da, kıyı bölgelerine de el uzatan öncelikle devletti. Devlet buralarda yeni kurumlar kurma yönünde varlığını gösteriyordu. Bunlar: Saraymodern okullar, kışlalar, hastaneler, yönetim birimleri gibi şeylerdi. Reformlar bunlarla belirginliğe kavuşuyor, halka tanıtılıyor, öğretiliyor ve yaşama geçiriliyordu. Reformlar ve Batıya Açılışkonusunda İkinci Mahmud da Üçüncü Selim’in yolunu izler. Beyoğlu’nun yıldızının parlayışı asıl bu padişah zamanında açıklık ve hız kazanır. Padişah sarayının İstanbul’dan Beyoğlu yakasına geçmesi, saltanat makamınca Beyoğlu’nun İstanbul’a tercih edildiğini ortaya kor.

Bu dönemde örneğin; Sütlüce yakınında Karaağaç’ta bir evde, gizlice matematik ve geometri dersleriverilmeye başlanır. Gizlilik içinde bir reform uygulamasına geçilmekteyken Beyoğlu yakası uygun görülmektedir. Bir süre sonra bu hendese hane Tersane civarında açık şekilde faaliyete geçecek, matematik ve geometri gibipozitif bilimlere yer verilen bu eğitim birimi 1773’te kurulmuş olan Mühendishane-i Bahri-i Hümayun için bir başlangıç olacaktır.

Aynı şekilde Baron Dö Tott, askeri alanda ikinci bir reform hareketi olarak Sürat Topçuları’nı kurmuştur. Bunlar haftada üç gün Beyoğlu ve Kağıthane’de talim yapmışlardır. Baron Dö Tott’un yenilikleri arasında bir de Hasköy’de Top Dökümhanesi’nin kuruluşunu hatırlatmak gerekir. 1792’de ise Halıcıoğlu’da Humbaracı Kışlası yaptırılır. Aynı yıl içinde, tarihi Haliç Tersanesi’nde va Galata’nın hemen yanıbaşında Tophane’de yenilemeler gerçekleştirilir. 1795’te Mühendishane’i Berri-i Hümayun Halıcıoğlu’daki binasında eğitime başlamıştır. Bu açıdan Beyoğlu’nun gelişmesini etkileyen kurumsal inşaatlarının en başında Beyoğlu Kışlası’nı saymak gerekir. Beyoğlu Kışlası topçu askerleri için hazırlanmıştır.

Yıllar ilerledikçe, Beyoğlu’nun tercihli alan haline gelişi, daha başka noktalardan da açıklığa kavuşur. 1858’de Beyoğlu’da örnek belediyecilik uygulamasına geçilmesi, tercihin yönetim alanına kadar uzanışına açıklık getirir.

Kılık, kıyafet ve yaşam tarzı ve binalar açısından bütün halinde Türkiye ölçeğinden farklı bir yaşam  ve görüntünün asıl yoğunluk kazandığı yer, kuşkusuz, Beyoğlu olmuştur. 1860-1864 arasında Aşıklar ve Ayazpaşa mezarlıkları kaldırırılmış, Galata surları yıktırılmış, yeni caddeler ve sokaklar açtırılmış; yangınların önlenebilmesi için ahşap bina yapımı yasaklanmıştır. 1873’de Galatasaray’ı Beyoğlu’na bağlayan Tünel açılıp hizmete girmiştir. 1913’te ise Beyoğlu-Şişli arasında elektrikli tramvaylar hizmete girmiştir.Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçildiğinde de Beyoğlu’nun yerleşme alanı Teşvikiye ve Maçka’dan Beşiktaş’a, Şişli ötelerine, Haliç ve Boğaziçi yamaçlarına uzandı. Bu gelişme sırasında konutlar yavaş yavaş iş yerlerine dönüştü. Önceleri adı Cadde-i Kebir iken Cumhuriyetten sonra İstiklal Caddesi denilen ana yol boyunca mağazalar, bankalar, kahvehaneler, tiyatrolar, sinemalar, pastaneler ve eğlence yerleri açıldı. Bu gelişme Halaskargazi Caddesi boyunca Şişli’ye doğru sürdü.

İstanbul’daki hızlı kentleşme gözönünde tutularak cumhuriyet döneminde birkaç kez kent planlaması yapıldı. Bu planlara göre Haliç çevresi ile Boğaziçi sanayi olarak ayrılınca 1940 sonlarından başlayarak bu alanlarfabrika ve işyerleri ile doldu.

Bugün Beyoğlu ilçesinin sınırları içerisinde çok sayıda önemli kurum ve mekan bulunmaktadır. Bunların arasında; Fındıklı’daki Mimar Sinan Üniversitesi, Taksim Meydanı’ndaki Atatürk Kültür Merkezi, Kasımpaşa’daki Kuzey Deniz Saha Komutanlığı, Sütlüce’deki Tophane-i Amire ( Koç Sanayii Müzesi), Aynalıkavak Kasrı, İstiklal Caddesi’ndeki İstanbul Sanayi Odası, Yapı Kredi Kültür ve Yayıncılık, Çiçek Pasajı, Balık Pazarı, Aksanat, çok sayıda sinema, Muammer Karaca TiyatrosuTünel ve Tramvay ulaşımı, Galata’daki Galata Kulesi  de bulunmaktadır.

Günümüzde de büyük otellerin, tiyatroların, sinemaların, okulların, konsoloslukların, yabancı kültür merkezlerinin, sanat galerilerinin bulunduğu Beyoğlu, İstanbul’un en canlı ve gözde semtlerinden biridir.

Beyoğlu Bölgesinde Öz-Dur Teknik Servisimizce Başlıca Bosch, Siemens, Profilo Markaları Olmak Üzere Tüm Markalara Ait Beyaz Eşya, Kombi ve Klimaların Tamiri Yapılmaktadır. Hizmet Verdiğimiz Beyoğlu Bölgeleri; ( Halıcıoğlu Mahallesi, Cihangir, Taksim, Kabataş, Karaköy, Şişhane )’dir. Bize ulaşabilmeniz için lütfen Teknik Servis Numaramız olan 0212 270 6636 Numarasını Arayınız.

Üsküdar Beyaz Eşya Teknik Servisi

sbolgelerix

İlçeye adını, güneybatı kesimdeki eski iskele yerleşmesi verir. Günümüzde hemen hemen Selman Ağa, İnkılap, Gülfem Hatun ve Rumi Mehmet Paşa mahallelerini içine alan bu tarihsel yerleşmeye Üsküdar denir. Bazı kaynaklara göre, Moda Burnu’nda oturan Halkedonlular teknelerini MÖ 7. yy’da Üsküdar kıyısında bulunan tersanelerde inşa ediyorlardı. Adının, Yunanca Skutarion (Skytarion) ya da Latince Skutari’nin (Scutari) zamanla değişime uğramasıyla bugünkü halini aldığı sanılır. Semt MÖ 5. yy’da kıyıdaki yerleşim bölgesini surla çeviren Atinalılar döneminden ve hatta daha da önceden beri önemli bir ulaşım ve konaklama merkeziydi. Boğaz’ın iki yakası arasındaki ulaşımda tarih boyunca büyük önem taşıdı. Bizantion ve Konstantinopolis’i ele geçirmek amacıyla değişik dönemlerde doğudan gelen farklı güçlerin düzenledikleri saldırılar sırasında hep askeri üs olarak kullanıldı. Ulaşım, konaklama, askeri üs olarak yararlanılmasının yanı sıra, ticari açıdan da büyük önem taşıyan Üsküdar, Konstantinopolis’in fethinden çok önce 1352’de Türklerin eline geçti. Orhan Gazi döneminden beri Osmanlıların denetiminde olan Üsküdar’a Türklerin geniş ölçüde yerleşmesi II. Mehmed (Fatih) dönemine rastlar.

İstanbul’un fethinden sonra, kent ile çevresinde yönetim ve yargı düzeninin kurulması sırasında iki büyük birim belirlendi. Suriçindeki kentsel alanı İstanbul Kadılığı temsil ediyordu. Sur dışında banliyö durumundaki Eyüp, Galata ve Üsküdar kadılıklarına ise Bilad-ı Selase deniyordu. Üsküdar kadısı, öbür kadılarla birlikte padişah ve sadrazama bağlıydı. Anadolukavağı, Gebze, Kartal, Pendik ve Şile’de Üsküdar kadısının birer naibi vardı. Beykoz Kazası da Üsküdar Kadılığı’na bağlıydı ama naibini arpalık olarak bu kazayı yöneten müneccimbaşı belirlerdi. Kandıra ve Şile kazaları da 1581’de Üsküdar Kadılığı’na bağlandı. 1826’da İhtisab Nezareti, 1846’da da adı daha sonra Zaptiye Nezareti olarak değiştirilen Zaptiye Müşirliği kuruldu. 1867’de çıkarılan Vilayetler Nizamnamesi’ne göre İstanbul’da valilik kurulmamış, bu görev Zaptiye Müşirliği tarafından yürütülmüştür. Bu dönemde Dersaadet ve Bilad-ı Selase, Bab-ı Zaptiye’ya bağlı değildi. 1854’te şehremaneti kurulunca İhtisab Nezareti kaldırıldı ve 1877’de Beyoğlu, İzmit, Kaza-ı Erbaa’yla birlikte Üsküdar da mutasarrıflık yapıldı. Bu mutasarrıflıklar Zaptiye Nezareti’ne bağlıydı. Üsküdar Mutasarrıflığı’nın Beykoz, Gebze, Kartal ve Şile kazaları vardı. 1918’de İstanbul Vilayeti’ne bağlı Beyoğlu ve Üsküdar mutasarrıflıkları, Cumhuriyet’in İlanı’ndan sonra 1924’te tüm sancaklar vilayet yapılınca ayrı birer vilayet (il) oldular. 1926’daki yönetsel düzenlemeler sırasında Üsküdar da kaza (ilçe) yapılarak İstanbul Vilayeti’ne bağlandı.

1877’de İstanbul Şehremaneti 20 belediye dairesine ayrıldı. Bunlardan 4’ü bugünkü ilçe sınırları içindeydi. Anadoluhisarı ve çevresine On Dördüncü Daire, Beylerbeyi ve çevresine On Beşinci Daire, Paşalimanı ve çevresine On Altıncı Daire, Üsküdar ve Doğancılar çevresine On Yedinci Daire adı verilmişti. 1913’te daireler kaldırıldı ve 9 şube kuruldu. Üsküdar uzun süre 1930’da adı değiştirilen İstanbul Belediyesi’nin şube müdürlüklerinden biriydi.

Eskiden doğuda Kartal İlçesi’ne komşu olacak kadar geniş bir alanı kaplayan Üsküdar İlçesi’nin görünümü, tüm ilde olduğu gibi 1950’lerden itibaren hızla değişmeye başladı. Ülkenin çeşitli yörelerinden İstanbul’a yönelen göçten Üsküdar İlçesi de payına düşeni aldı. 1960’larda Çamlıca, Bulgurlu ve daha doğudaki alanlarda hızlı bir gecekondulaşma yaşandı. Bu yıllarda sanayi bölgesi olarak belirlenen Ümraniye ve çevresinde gecekondular ve gecekondu mahalleleri oluştu. Buradaki hızlı nüfus artışı 1963’te Ümraniye’de belediye kurulmasını zorunlu kıldı. Boğaziçi Köprüsü’nün açılması Kadıköy’de olduğu gibi Üsküdar’da da yerleşimi özendirdi. Otomobil edinmenin yaygınlaşmasının getirdiği ulaşım kolaylığı ilçenin İstanbul Boğazı’na bakan semtlerinde de nüfus artışına neden oldu. İlçenin 1970-1980 arasındaki yıllık ortalama nüfus artışı yüzde 10’u aştı. Bunun nedenlerinden biri de Fatih Sultan Mehmet Köprüsü çevre yollarının geçtiği kırsal kesimde hızlı bir yapılaşma yaşanmasıydı. Bu gelişmeler Ümraniye’nin 1987’de ilçe yapılmasıyla sonuçlandı. Bu yüzden, 1985’te 490.185 olan Üsküdar İlçesi’nin nüfusu 1990’da 395.623’e geriledi.

2008 yılında yapılan idari düzenlemeyle, ilçenin güneydoğusundaki 3 mahalle (Örnek, Esatpaşa ve Fetih) Üsküdar’dan ayrılarak yeni kurulan Ataşehir İlçesi’ne katıldı.

sbolgeleri

Üsküdar Bölgesinde Öz-Dur Teknik Servisimizce Başlıca Bosch, Siemens, Profilo Markaları Olmak Üzere Tüm Markalara Ait Beyaz Eşya, Kombi ve Klimaların Tamiri Yapılmaktadır. Bize ulaşabilmeniz için lütfen Teknik Servis Numaramız olan 0212 270 6636 Numarasını Arayınız.

Kozyatağı Beyaz Eşya Teknik Servisi

sbolgelerix

Kozyatağı, İstanbul’un en büyük ilçelerinden biri olan Kadıköy’e bağlı olan, son yıllarda gelişimini hızlandırmış, ikamet edenlerin yanı sıra iş yerlerinin ve plazaların da ilgi gösterdiği bir mahalledir.

Önceleri, İçerenköy ve Sahray-ı Cedid mahallelerine bağlıyken 1902 yılında ayrılarak Kozyatağı Mahallesi adıyla kurulmuştur. Mahallenin ilk muhtarı Süleyman Efendi Camii İmamı, Hafız Hasan Naci Efendi’dir.

19 Mayıs, Bostancı, Suadiye ve E-5 tarafında da İçerenköy mahallesi ile komşudur. Bir ucu Minibüs Caddesi’ne uzanırken, diğer ucu da E-5’e kadar varmaktadır. 1991 yılına dek bugünkü 19 Mayıs mahallesini de içeren Kozyatağı Mahallesi nüfus artışı ve hızlı yapılaşma sebebiyle ikiye bölünmüş ve 19 Mayıs mahallesi ortaya çıkmıştır. 56 sokak ve 4 caddeden oluşmaktadır. Kozyatağı Mahallesi, E-5’in üst kısmındaki 7 mahallenin (İçerenköy, Kayışdağı, İnönü, Barbaros, Atatürk, Yeni Sahra, Küçük Bakkalköy) Ataşehir ilçesine bağlanmasından sonra Kadıköy’ün kalan 21 mahallesi arasında en büyük 3. mahalledir. (1.Merdivenköy, 2.Göztepe, 3.Kozyatağı, 4.Bostancı, 5.Erenköy) Adı eskiden orada bolca bulunan ceviz ağaçlarından gelmektedir (Koz-Ceviz)

sbolgeleri

Kozyatağı Bölgesinde Öz-Dur Teknik Servisimizce Başlıca Bosch, Siemens, Profilo Markaları Olmak Üzere Tüm Markalara Ait Beyaz Eşya, Kombi ve Klimaların Tamiri Yapılmaktadır. Bize ulaşabilmeniz için lütfen Teknik Servis Numaramız olan 0212 270 6636 Numarasını Arayınız.

Kavacık Beyaz Eşya Teknik Servisi

sbolgelerix

Kavacık, İstanbul’un Beykoz ilçesinde bulunan mahalle, semt.

Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün Anadolu ayağı bu semtte bulunur. 1980’li yıllardan sonra gelişmeye başlamış ve günümüzde Beykoz’un en önemli iş ve yaşam merkezlerinden biri olmuştur. Köprü kurulmadan önce ormanlık bir alan iken, köprüden sonra gelişmiş ve Anadolu Yakasının en önemli iş ve yaşam merkezlerinden biri olmuştur. Konut alımı ve kiraların aşırı pahalı olduğu, ayrıca ulaşımda da büyük bir öneme sahip semt, Beykoz’un mihenk taşlarından olmuştur.

Boğaz’a kıyısı olan semtin pazarı, piknik alanları da semt için önemli bir yere sahiptir. Ayrıca Çiçek Taksi, Akasya Durağı ve Kurtlar Vadisi Pusu dizileri Kavacık’ta çekilmiştir.

sbolgeleri

Kavacık Bölgesinde Öz-Dur Teknik Servisimizce Başlıca Bosch, Siemens, Profilo Markaları Olmak Üzere Tüm Markalara Ait Beyaz Eşya, Kombi ve Klimaların Tamiri Yapılmaktadır. Bize ulaşabilmeniz için lütfen Teknik Servis Numaramız olan 0212 270 6636 Numarasını Arayınız.

Kadıköy Beyaz Eşya Teknik Servisi

sbolgelerix

Kadıköy’ün kuruluşu İstanbul’un kuruluşundan çok eski yıllara dayanır. Fikirtepe’de 1942 ile 1952 yılları arasında yapılan kazılarda MÖ 3000 yıllarına ait aletler ve insan iskeletleri bulunmuştur. Ayrıca balık, köpek, koyun, keçi kemiklerine rastlanmıştır. Bulunan araçlar arasında taştan çekiç, kemik, keramik, taş ağırşakları, bronz eserler, inci taneleri, firuze taşından eserler de vardır. Moda Burnu’nda Kalkedon kentinde Fenikelilerden kalma kandiller, vazo kırıkları, öküz heykeli, pişirilmiş balçıktan sakallı erkek başı, Kalkedonya Kitabesi’nin yazıldığı bronz levha bulunmuştur.

Fikirtepe’deki Karhadon, Moda Burunu’ndaki Kalkedon kentleri, Fenikelilerin Karadeniz kıyılarında kurdukları kentlere hareket ermek için durma, gereksinimlerini tamamlama merkeziydi.

İyonya’dan (Anadolu’nun Ege Denizi kıyılarından) gelen ve Yunanistan’a inen Akaların bir kolu MÖ 675 yıllarında Fikirtepe ve Moda’daki iki Fenike kentini aldı. Bugün Bahariye, Mühürdar, Moda semtlerinin bulunduğu yerlere yerleştiler. Kalkedon şehrini genişlettiler. Kısa süre içinde İzmit’e kadar olan bölgeyi el geçirdiler. Buralarda Kalkedon Devleti’ni kurdular. Anadolu’nun içlerinden gelenleri bu topraklara yerleştirdiler. Başkent Kalkedon (Kadıköy) oldu. Ülkenin adına Kalkedonya deniyordu. Kalkedonyalılar savaşçı ve uygarlıkta ileriydiler.

Kalkedonyalılar bugünkü Haliç’in Unkapanı’yla Eyüp arasında oturan Traklarla, Fenike kentleriyle, İzmit’teki Bitinyalılarla, Bergama Devleti’yle ticaret yaparlardı.

Haydarpaşa Deresi’nin düzlüklerinde hipodromları, tapınakları vardı. MÖ V. yüzyılda Kral Periyut, “talen” adı verilen madeni paralar çıkardı. Kalkedonyalılar şehrin savunmasını da düşünmüşlerdi. Perslerden, Bitinyalılardan, Gotlardan korunmak için Haydarpaşa çayırıyla Kuşdili çayırı arasında bir hisar yapmışlardı. Sonradan doğudan ve batıdan gelenler buradaki surları ve eserleri yıktılar.

Kalkedonyalılar cam eşya, altından küpe, yüzük gibi süs eşyası yapmasını ve mermeri işlemesini iyi biliyorlardı. Kentlerinin kapısına “Khalkedon” yazılı kitabeler asarlardı.

MÖ 658 yıllarında Yunanistan’ın Korent kanalı dolaylarından kurtulmak, daha verimli topraklarda yaşamak için kendilerine yeni bir yurt aradılar. Delf Tapınağı’nın kâhini, Megara Kralı Vizas’a “Körler ülkesinin karşısındaki yerler size yurt olacak” dedi.

Kral Vizas halkıyla birlikte yurt aramaya çıktı. MÖ 650 yılında Sarayburnu’na geldi. Sarayburnu’ndan etrafına bakınca buranın güzelliğine şaştı. Kalkedonyalıların bu kadar güzel, bu kadar yaşamaya elverişli yeri göremeyip boş bıraktıklarına göre kör olması gerektiğini düşündü ve kâhinin dediği, körler ülkesinin karşısındaki yer burasıdır diye Sarayburnu’nda konakladı. MÖ 608’le 600 yılları arasında Sarayburnu’nda kendi adını verdiği “Bizans” şehrini kurdu.

Pers Kralı Dârâ (Darius) İskitlerle savaşa giderken Kalkedonya’yı da aldı. Bunun üzerine Kalkedonyalılar Bizanslılarla birlik olarak Dârâ’ya karşı savaştılar. Dârâ, Kalkedonyalıların evlerini, tapınaklarını, kentlerini yaktı, yıktı. Dârâ, Fenikelilerle birlik oldu. Kalkedonyalılar önce İyonlarla, sonra Bizanslılarla birleşip yeniden savaşa tutuştular. Kalkedonyalılar savaş alanını bırakıp kaçtı. Fenikeliler donanmalarıyla Bizanslılara saldırdı, Kalkedonya’yı yakıp yıkarak ele geçirdiler.

Kalkedonya Perslerin eline geçmişti. Makedonya Kralı İskender, Persleri yenip Pers kentleriyle birlikte Kalkedonya’yı da aldı.

MÖ 281 yılında Bitinyalılar Marmara kıyılarındaki kentlerin çoğunu ellerine geçirdiler. Kalkedonya’yı da aldılar. Kalkedonya bir ara özgür kalmışsa da çok geçmeden Romalıların yönetimine girdi. Makedonya Savaşı sırasında Kalkedonyalılarla Romalılar anlaştılar. Romalılar Kalkedonyalılara savaş gemileri göndererek askeri yardım yaptılar.

Kalkedonya 561 yılının 21 Mart’ında Arapların saldırısına uğradı, 667 yılında Araplar yeniden İstanbul kıyılarında görüldüler. Kıyı kentlerinden birçok tutsak alıp ülkelerine döndüler.

Haçlı savaşlarında da Haçlı orduları birkaç kez Kalkedonya’yı çiğnediler.

781 yılında Abbasi Devleti Halifesi Harun Reşit’in komutanlarından Malatyalı Battal Gazi Kalkedonya’yı aldı. Bu tarihten sonra Kalkedonya adı yerine Gaziköy adı kullanılmaya başlandı.

Kutalmışoğlu Süleyman Şah 1080 yılında Kalkedonya’yı Anadolu Selçuklu Devleti’ne kattı. Fakat bir süre sonra son kez Bizanslıların eline geçti. 1096 yılında Haçlı orduları Kalkedonya’dan Asya’ya geçtiler. Daha sonra dördüncü Haçlı orduları 1204’te Kalkedonya’yı İstanbul’la birlikte işgal ettiler. Yakıp yıktılar, yağmaladılar, anıtlardaki değerli madenleri söktüler.sbolgeleri

Kadıköy Bölgesinde Öz-Dur Teknik Servisimizce Başlıca Bosch, Siemens, Profilo Markaları Olmak Üzere Tüm Markalara Ait Beyaz Eşya, Kombi ve Klimaların Tamiri Yapılmaktadır. Bize ulaşabilmeniz için lütfen Teknik Servis Numaramız olan 0212 270 6636 Numarasını Arayınız.

Zekeriyaköy Beyaz Eşya Teknik Servisi

sbolgelerix

Zekeriyaköy, İstanbul’da Sarıyer ilçesine bağlı köy. Türkiye’nin en yüksek nüfusa sahip köyüdür.

Sarıyer’in en eski köylerinden biri olan Zekeriyaköy, Maden, Bahçeköy, Uskumruköy, Demirciköy ve Rumelifeneri’ne komşudur. Adını Zekeriya Baba adlı yatırdan alan Zekeriyaköy topografik olarak Kilyos’un arkasındaki vadi içinde kalır. Zekeriyaköy’ün tam olarak ne zaman kurulduğu bilinmemekle beraber geçmişinin 18. yüzyıl’a kadar uzandığı bilinmektedir. Zekeriyaköy’e 93 Harbi sırasında savaşın yol açtığı büyük göç dalgası sonucunda Kafkas ve Kırım çıkışlı birkaç aile yerleştirilmiştir. Bu birkaç ailenin Artvin Ardanuç ilçesinde bulunan Zekeriyaköy’den gelenler olduğuna dair tahminler bulunmaktadır. Ayrıca zaman içinde Karadeniz Bölgesi’nden de göçler almıştır.

1980’lere kadar 2 katlı ve bahçeli 70 kadar evden oluşan bir köy ve bir mesire yeri görünümündeyken, özellikle 1987’den itibaren köklü bir değişim sürecine girdi. Zekeriyeköy’ün çehresi 1990’lardan itibaren hızla değişmeye başlarken, özellikle Marmara Depremiden sonra önemli bir çekim merkezi haline geldi. Şehir merkezine yakın ama sakin bir ortam tercih eden üst gelir grubuna mensup İstanbulluların itibar ettiği, pahalı villalardan oluşan sitelerin yer aldığı bir bölgeye dönüştü. Günümüzde nüfusu 10,000’i aşmış olmasına rağmen hala orman köyü durumundadır.

Köyün adı bazı eski kaynaklarda Kiraz Köy olarak geçer.Bunun nedeni de sultani,dalbastı ve dragaani gibi çok değişik kiraz türlerine sahip olmasıdır. Köydeki başlıca tarihi eserler; köy içindeki ulu çınar ağacının altındaki çeşme Padişah Avcı Mehmet’in (IV. Mehmet) hanımı ve Padişah III. Ahmet’in annesi Emetullah Valide Sultan tarafından 1745’te yaptırılmıştır. Onarımlar sonrasında tarihi özelliğini kaybetti. Son onarımı, 1994’te yapıldı ve bugünkü duruma getirildi. Meydan çeşmesi hüviyetindeki Hüseyin Ağa Çeşmesi’nin (1764) yeri de yol yapım çalışmaları nedeniyle iki kez değiştirildi, üçüncü seferde ise tamamen yıkıldı. Soğuksu Çeşmesi (1793) de önemli tarihi eserlerden biridir. Bu çeşmenin asıl adı Ziştovi Ayşe Hanım Çeşmesidir. Çeşme ilk yapıldığı yerde korunmaktadır. Kirazlı Bahçe Çeşmesi’dir (1927).

Büyükdere Caddesi’ne 9.5 km, Sarıyer ilçe merkezine 6 km, Kilyos’a 4.5 km uzaklıktadır.

Zekeriyaköy Bölgesinde Öz-Dur Teknik Servisimizce Başlıca Bosch, Siemens, Profilo Markaları Olmak Üzere Tüm Markalara Ait Beyaz Eşya, Kombi ve Klimaların Tamiri Yapılmaktadır. Bize ulaşabilmeniz için lütfen Teknik Servis Numaramız olan 0212 270 6636 Numarasını Arayınız.

Yeniköy Beyaz Eşya Teknik Servisi

sbolgelerix

Fetihten sonra buraya ilk gelenler Romanya’nın Geni bölgesinden Ulah aileler ve daha sonra Rumlar olmuştur.Bu sebeple Geniköy denen yer I. Süleyman ‘ın (hd 1520-1566) buyruğuyla Yeniköy adını almıştır. Rum halkı köye Yeniköy anlamında Neohorion da derdi. Ulahlardan bir yüzyıl sonra, Doğu Karadeniz’den denizci ve tüccar büyük bir kalabalık gelmiştir. 18.-19. yüzyilda ünlü banker ve levantenlerin , zengin gayrimuslimlerin yalilari ile dolmuştur.

Yeniköy, Bizans döneminde çok çilek yetiştiği için adı “komarodes” imiş. Kanuni döneminde yeniden kurulduğu için “Yeniköy” adını almıştır.

Yeniköy Bölgesinde Öz-Dur Teknik Servisimizce Başlıca Bosch, Siemens, Profilo Markaları Olmak Üzere Tüm Markalara Ait Beyaz Eşya, Kombi ve Klimaların Tamiri Yapılmaktadır. Bize ulaşabilmeniz için lütfen Teknik Servis Numaramız olan 0212 270 6636 Numarasını Arayınız.

Uskumruköy Beyaz Eşya Teknik Servisi

sbolgelerix

Uskumruköy, Sarıyer ilçesinin bir köyüdür. Uskumruköy; aynı zamanda köy merkezininin de olduğu Aşağıköy ve buradan 500 metre uzaklıkta bulunan Yukarıköy olmak üzere iki kısımdan oluşur. Son yıllarda bunlara, köye sonradan yerleşenlerin oluşturduğu ve Samsun Mahallesi ve Gümüşdere yolundaki Arıköy denilen mıntıkaları da eklemek gerekmektedir. Muhtarlık, okul, lise, sağlık ocağı, cami, köy kahvesi ve spor sahası Aşağıköydedir. Köyde ilkokul ve lise vardır, ortaokul yoktur. Civar köyler, Uskumruda’ki liseye öğrenci yollarken, Uskumru ortamektep talebelerini Gümüşdere, Kilyos ve Zekeriyaköy’e yollamaktadır. Son yıllarda eğitime verilen önem artmış ve eğitim seviyesi yükselmiştir. Topografik olarak, engebeli arazilerin arasında kalan çanak şeklindeki düzlüğün üzerine kurulmuş ve köy deresi ya da Sofadere de denilen dere boyunca meskenleri sıralanmış şekildedir. Dere Mahallesi ismini buradan alır. Arazi bakımından Sarıyer’in en büyük köyü olduğu bilinir. Köyün dört tarafı meralarla ve çayırlarla çevrilidir. Arıköy ve Tatlısu mevkilerinde doğal deniz kumulları bulunur. Kıztaşı Deresi denen dere buralardan geçerek Karadeniz’e dökülür. Kuzey kısmındaki çamlık doğal olmayıp, Orman İdaresince burada daha önce bulunan ocak sahası ağaçlandırılarak oluşturulmuştur. Koruboyu denilen ve makta olarak kullanılan batıdaki orman Belgrad Ormanları’nın dejenere olmuş uzantısıdır. Sarıyer’in en büyük maktası olan köyü Uskumru’dur. Köyün maktaları, Gümüşdere Ayazmadan başlar, Belgrad koruboyunu takip ederek Kule mevkiine kadar olan geniş şeritten ve Demirciköy, Yerliköy Çiftliğinin altına kadar olan mıntıkayı da içine alarak büyük bir alan oluşturur. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Kilyos Mezarlığı ve Kilyos Köyü Ağlamış Dede Mezarlıkları da Uskumruköy sınırları içerisindedir.

Köyün ULAŞIMI: Köy, İlçe merkezi Sarıyer’e 9, Gümüşdere’ye 4.5, Kısırkaya’ya 6, Kilyos’a 4.5, Demirciköy’e 6.5, Zekeriyaköy’e 3.5, Bahçeköy’e 7, Rumeli Feneri ve Garipçe köylerine 16, Kemerburgaz’a 17, Beşiktaş’a 28, Taksim’e 30, Eminönü’ne 32, Ankara’ya 470, İzmir’e 585, Bursa’ya 250, Edirne’ye 270 ve Kırklareli’ne 210 km uzaklıktadır. Hacıosman Metrodan ve Kısırkaya’dan karşılıklı kalkan 152 no’lu İETT seferleri yaz kış işlemektedir. Ayrıca aynı hatta 15 dakikada bir kalkan minibüslerle de Sarıyer ve civar köylere ulaşım sağlanmaktadır. Dörtyol’dan geçen Kilyos-Metro otobüsü ile Bahçeköy ve Metro’ya doğrudan ulaşım mümkündür. Boğaziçi Üniversitesi Sarıtepe Kampüsü’nden kalkan otobüsler ise köy içine girmeden Rumelihisarüstü’ne gitmektedir.

Yerleşim bölgesi olarak çok eskilere dayanan bir tarihe sahiptir. Cenevizliler’den kalma olduğu söylenen gözetleme kulesinden yola çıkılırsa çok eski bir köy olduğu ortaya çıkar. Evliya Çelebi; Seyahatnamesi’nin İstanbul bölümünde, Yeniçeri ordularının, Uskumru Çayırı ve Terkos’da kamp kurup konakladıklarını yazar. Buna göre “Uskumru” isminin en az 400 yıllık olduğunu anlıyoruz. Köyün tepesindeki kulenin ise “Ovidius Kulesi” olarak adlandırıldığını ve bu kuleyi Cenevizlilerin, Karadeniz’i gözetlemek için yaptıklarını biliniyor.

İdari bakımdan İstanbul vilayetinin Sarıyer kazasına bağlıdır. Cumhuriyet’in ilk yıllarında ise o zamanki idari yapılanmaya göre Zekeriyaköy Nahiyesi’ne bağlı kalmıştır. Günümüzde Zekeriyaköy Nahiyesi kaldırılmıştır. Köyde muhtar, en büyük idarecidir. Muhtarla beraber seçilen 6 tane aza ve 442 sayılı Köy Kanunu’na göre ihtiyar heyetinin doğal üyesi olan köy öğetmeni ve köy imamı, köy ihtiar heyetini oluştururlar. Ancak pratikte köy ihtiyar heyetinin karar alma mekanizmasında rol aldıkları pek görülmez. Temizlik, ilaçlama vb. belediye hizmetleri Sarıyer Belediyesi’nden karşılanmaktadır. Batıda Gümüşdere ve Belgrad Ormanları, kuzeyde Kilyos ve Karadeniz, doğuda Demirciköy ve güneyde Zekeriyaköy ve Bahçeköy ile sınırdır.

5000’e yakın bir nüfusa sahiptir. Son yıllarda köye olan göçlerle ve yeni yapılarda başlayan ikametlerle nüfus olanca artmıştır.Yerli köy halkı, muhacirlerden ve arnavutlardan oluşur. Pomaklara, gacallara ve boşnaklara rastlanmaz. Ancak Gümüşdere köyünün ahalisinden daha önce göçtükleri için Balkan kültürü günümüze kadar ulaşamamıştır. Gümüşdere ihtiyarları Rumcayı konuştukları halde, Uskumruda böyle bir şey yoktur. Bahçecilik temelli Gümüşdere’nin aksine Uskumruköy hayvancılık ve odunculuk ağırlıklı bir köydür. 90’lı yılara kadar Rumeli köyü niteliğinde ve görüntüsündeki Uskumru artık bir tarafı köy merkezi, bir tarafı orman-mera, diğer tarafları site-villa vs. şekilde dağınık bir görünümdedir. Köy içinden akan köy deresi Kilyos’tan geçerek Karadeniz’e dökülür. 15-20 sene öncesine kadar suyu içilebilecek düzeyde olan bu dere son yıllarda lağım ve çamur akmakta, yazın koku yapmaktadır.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın yayımladığı “Türkiye’nin 122 Önemli Bitki Alanı” adlı eserde, Uskumruköy kumullarının (şimdiki Arıköy, Sarıtepe ve Tatlısu mevkiini kapsayan alan) önemli bitki alanlarından biri olduğu belirtiliyor. Ancak hızlı yapılaşmayla birlikte bu alanın bitki örtüsünün tamamen yokolmaya başladığı ve acil önlemlerle burasının doğal SİT ilan edilmesi gerektiği belirtiliyor.

Köy halkı tarımcılıktan yavaş yavaş ayrılıp hizmetler sektörüne ve emek sektörüne doğru kaymıştır. 1990’lı yıllardan sonra Sarıyer ve çevre köylerinde başlayan hızlı yapılaşmada önde giden Zekeriyaköy’ün peşi sıra, Uskumruköy’de bu yapılaşmadaki payını yüksek oranda almış ve almaya devam etmektedir. Yukarıda belirtilen nüfus köyün gerçek nüfusunu değil fakat civardaki yeni site ve villalarda yaşayanlarla beraber yansıtmıştır. Köy merkezinde 3 bakkal, 3 kahvehane, 3 nalbur, 3 manav, 1 berber, 1 lastikçi, 1 televizyoncu, 1 demirci bulunmaktadır. Kilyos yolu boyunca uzanan kır gazinoları ve restaurantlar genellikle İstanbul’dan gelenlere rekreasyon alanı olarak hizmet vermektedir. İsmail Hakkı Mete Sağlık Ocağı köy meydanında olup, sadece Uskumruköy’e değil diğer çevre köylerede hizmet vermektedir. Sağlık ocağı dolayısıyla bir de eczane açılmıştır. Bunların yanı sıra artık üretimi durdurmuş olan eski Bazik tuğla fabrikası ve köy dışında bulunan taş ocakları mevcuttur. Ayrıca pazar günleri, yaklaşık 10 tezgahlık küçük bir pazar kurulmaktadır.

Köy KÜLTÜRÜ: Klasik Türk-İslam kültürü etkilidir. İnanç olarak Sünni-Müslüman yapıdadır. Ramazan ayları usullerine göre yaşanır, iftardan sonra teravih namazı kılınır, kahveler sahura kadar açıktır. Sahurdaysa davul çalınır. Bayram namazlarından sonra cemaat cami bahçesinde bayramlaşır, mezarlıklar ziyaret edilir. Bayramlarda büyükler ziyaret edilir, elleri öpülür, şekerler ve tatlılar ikram edilir. Kurban bayramında imkanı olan kurban keser ve komşulara dağıtır. Cenazeler genelde köy camiinden kaldırılır ve omuzlar üzerinde köy mezarlığına kadar götürülür. Ölü evlerine taziyeye gidilir ve 7, 40, 52 duaları okunur. Yeni doğanlara hediye alınır, sünnet çağına gelenlere sünnet düğünleri yapılır. Köy içinden kız alıp verme diğer köylere göre daha azdır. Gelinler ekseriyet çevre köy ve kasabalardan gelir. Eskiden köy çayırında veya köy kahvesinde yapılan düğünler artık düğün salonlarında yapılmaktadır. Kına geceleri ise ekseriyet babaevinde yapılır. Köye gelin gelenlere istisnasız “yenge”, köye yerleşen damatlara da “enişte” denir. Köy kökenli kişiler “yerli”, daha sonra yerleşenler ise “gelme” olarak nitelendirilir.

Asker uğurlamaları eğlence ile gerçekleşmektedir. 23 Nisan, 19 Mayıs ve 29 Ekim Bayramları okul bahçesinde, köy erkanının ve ahalisinin katılımı ile ve coşkuyla kutlanır. 30 Ağustos ise okul tatiline denk geldiği için kutlanamamaktadır. Her sene mayıs ayında Hıdırellez ateşi yakılır ve dilekler tutulur. Bu gelenek son yıllarda artık uygulanmaz olmuştur.

Eski USKUMRU; Eskilerin Uskumru’su daha bir güzeldi. Köy ahalisi topyekün birbirini tanır ve yardımlaşırdı. Gençler, yaşlıyı sayar, yaşlılarsa gençleri severdi.Halen bu saygı ve sevgi devam etmektedir. askerlik bitmeden kahvelere girilmez, Köy, hayvancılık, bahçecilik ve ormancılıkla geçinirdi. Şimdiki gibi sat araziyi, yat aşağı mantığı yoktu. Artık eski köy yok. Bahçecilik tamamen, hayvancılık ve odunculuk kısmen bitmiş durumdadır. Araziler peşkeş çekilmiş, meralar bile satılmış durumdadır.

Köy ağızından bazı söyleyişler ve deyimler şöyledir: Keraneci, deyyus, imanı kandilli, severim muhabbetini, veh ulan be, hoba, höbe, pampur, geçmişi boklu vb gibi. Alemin en büyük içicileri Uskumruköylüdür. Bu köyün içki hususunda özel bir yeri vardır. Sarıyerliyim diyen bir kişiye Uskumruköylüyüm dediğin zaman “ooo onlar çok içerler” der. Bu kesin! Uskumruköylü içer, adabıyla, dereboyunda, ağaç dibinde, odunlukta, ahırda, kamyonda, kahvede, düğünde, odun barda, evde vs. İçer Uskumruköylü, nokta

Uskumruköy mevki isimleri: Yukarı Köy, Dere Mahallesi, Aşağı Mahalle, Samsun Mahallesi, Köy meydanı, Köy çayırı, Ayvacık, Kıztaşı, İncirlibahçe, Tatlısu, Kanlıbostan, Sarıtepe, Terlemez, Mandabaş, Sümerbank, Askeriye, Işıldak, Tabyaaltı, Sivrikoz, Kireçli, Lağımlar, Ihlamurdere, Sofadere, Koruboyu, Yanıklı, Kilise Mevkii, Kule Mevkii, Gürgensuyu, Üveztarla, Gavurçeşme, Babaağaçlar, Leylek Yuvası, Kestanebayırı, Yelbayırı, Taşlıkbayırı, Dörtyol, Karakütük, Uzunçayır-Uzuntarla-, Çamlık, Topağaçlar, Kayaalanı, Açmalar, Ağlamış, Kokmuş, Kavakdere, Sivritepe, Dişbudakdere, Kayışkoparan, Başkoparan, Tokmaklı, Yorgancı Çiftliği, Kuyubaşı, Dereboyu, Ortageçit ve Odun Bar. Ancak hızlı yapılaşmayla birlikte adı geçen köy mıntıka ve mevkilerinin bazıları topografik olarak özelliklerini kaybetmiş ve yapılaşmaya kurban gitmiştir. Ecdadımız bu mevkilerde yıllarca tarla ekmiş, bağ-bahçe yapmış, hayvan sürümüş, odun kesmiş, torluk yakmıştır.

Uskumruköy Bölgesinde Öz-Dur Teknik Servisimizce Başlıca Bosch, Siemens, Profilo Markaları Olmak Üzere Tüm Markalara Ait Beyaz Eşya, Kombi ve Klimaların Tamiri Yapılmaktadır. Bize ulaşabilmeniz için lütfen Teknik Servis Numaramız olan 0212 270 6636 Numarasını Arayınız.

Ulus Beyaz Eşya Teknik Servisi

sbolgelerix

Ulus, İstanbul’un Beşiktaş ilçesine bağlı bir mahalledir.

Daha önce Ortaköy Mahallesi sınırlarında olan ve 1988’de buradan ayrılan Ulus mahallesi Ortaköy Portakal Yokuşu’nun üst kısmı ve TRT binası ile Etiler’de bulunan Koç köprüsü arasında yer alır. Türkiye Yahudileri cemaatinin tek okulu Ulus Özel Musevi Lisesi bu semttedir. Semtteki 2. Ulus mahallesi evvelce sürücü adaylarının talim yaptığı bölgede olduğu için talim yeri olarak da bilinir. Ünlülerin ikametgah için tercih ettiği yerlerden biri olma özelliğine de sahiptir.

Ulus Bölgesinde Öz-Dur Teknik Servisimizce Başlıca Bosch, Siemens, Profilo Markaları Olmak Üzere Tüm Markalara Ait Beyaz Eşya, Kombi ve Klimaların Tamiri Yapılmaktadır. Bize ulaşabilmeniz için lütfen Teknik Servis Numaramız olan 0212 270 6636 Numarasını Arayınız.