Yazılar

Kağıthane Beyaz Eşya Teknik Servisi

sbolgelerix

Kâğıthane, İstanbul’da Haliç’e dökülen bir dereyle, bunun vadisinde eski kâğıt imalathanelerinin bulunması nedeni ile bu adı almıştır. Zamanında bu imalathaneler dışında; un değirmenleri ve baruthanelerin bulunduğu, düzlük kesimlerde ise cirit oyunları ve ok atışı için talim sahaları bulunduğu bilinmektedir.

1530 haziran ayında Kanuni Sultan Süleyman’ın oğulları Şehzade Mustafa ve Şehzade Mehmet ile Şehzade Selim’in sünnet düğünleri At Meydanı’nda başlamış ve üç hafta devam ettikten sonra Kağıthane sahrasında bir koşu ile sona ermiştir.

Kâğıthane 18. yüzyıldan önce de lâleleri ile meşhurdu. Evliya Çelebi buradaki (Lalezar Mesiresi’nde) “Kağıthane Lalesi” ismiyle meşhur “Lale-i Günegün”den bahsederek, “Lale vakti buraya gelenlerin aklı perişan olur” diye yazmıştır. Kâğıthane 18. yüzyılda III. Ahmet’in veziri Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın zamanında Lale Devri ile dillere destan olmuştur.

28. Çelebi Mehmet Efendi’nin Paris’ten getirdiği Versailles bahçe ve köşklerinin planlarına göre, Kağıthane deresi etrafında padişaha ile vezirlere özgü 60 kadar kasır ve köşk yapılmış ve kıyılar, zamanın münevverlerinin devam ettiği büyük bir Bektaşi Tekkesi ve mezarlığının bulunduğu Karaağaç düzenlenmiştir. Dere kenarları kavak ve çınar ağaçları ile süslenmiştir. En meşhur Kasır, “Sadabad” olarak anılmaktadır. Derede çağlayanlar yapılmış, geceleri kaplumbağalar üzerine mumluk dikilerek Lale bahçeleri arasında çırağanlar düzenlenmeye başlanmıştır. O yıllarda Kâğıthane’yi; lale tarlaları, havuzlar, fıskiyeler ve renk renk görünen köşkler birbirini tamamlayan unsurlardı. Yine Sütlüce mevkiinde Giresunlu ve Karaağaç Tekkesi isimli Osmanlı münevverlerinin devam ettiği Bektaşi tekkeleri mevcut idi.

Kâğıthane bahçe ve kasırlarının öyküleri, halk arasında türlü dedikodulara yol açmış, bilhassa eğlencelerin alıp yürümesi hoşnutsuzluklara, eleştirilere neden olmuştur. Edebiyata da konu olan bu görünüm ve yapıtlar Patrona Halil İsyanı’nda yıkılarak düz bir alan haline getirilmiştir.

Kâğıthane eğlence merasiminin zamanı ilkbahardı. Hıdırellezden itibaren halk kayıklarla, arabalarla tatil günlerinde bu yöreyi doldururdu. Kağıthane, birçok toplantıların yapıldığı, resmi ziyaretlerin, düğünlerin düzenlendiği bir yerdi. 1808 yılında Alemdar Mustafa Paşa’nın davet ettiği İmparatorluk Ayanhane’den ve eşrafı, Kağıthanede toplanarak meşhur “Sened-i İttifak”ı düzenlemişlerdir.

Eski Kâğıthane’den bugün hemen hemen hatıra yoktur. Muşhur Karaağaç Tekkesinin kalıntıları üzerine bir partinin il merkezi binası yaptırılmıştır. II. Dünya Savaşı sırasında Çağlayan ve İmrahor Kasırları yıktırılmış, hatta dere içindeki çağlayanı sağlayan oyma mermer kaideler ve eski nişan taşları da sökülmüş, bugün bir harabe haline gelmiştir.

1481-1512 yılları arasında Osmanlı padişahlarından II. Beyazıt devrinde Candereci Muhittinzade Vakfı ile kurulan ve açıklandığı şekilde devreler geçiren Kağıthane köyü’nün ilk nüvesi, Merkez mahallesindeki yerleşmelerle başlamıştır. Halen Belediye Meydanına bakan “Daye Hatun Camii” bu devirden kalmadır. Eski tarihsel yapıyı taşıyan ahşap evlerden birçok örnek halen göze çarpmaktadır. Bugün İstihkam Okulunun yapıldığı yerde eski kasr yanında günümüze gelmiş olan “Sadabad Camii” bulunmaktadır. Sadabad bahçe ve mesireleri, Osmanlı-Türk toplumundan doğan bütünleşme özelliklerini ortaya koyan önemli örneklerden birisidir. Doğal özellikleri, nedeniyle Kağıthane daha Sadabad bahçeleri gelişmeden de İstanbulluların ve hükümdarların doğa ile bir araya geldikleri yerlerin önde gelenlerindendir. Hükümdarlardan ilk defa Kanuni Sultan Süleyman’ın ilgisini çekmiş olan Kağıthane, III. Ahmet devrinde yaptırılan Sadabad Kasrı ile imar edilmeye başlandı.

Nitekim Haliç’e doğru Kağıthane ve Alibey dereleri kıyılarında devletçe parsellenerek, devrin ileri gelenlerine verilen arazide yaptırılan ve sayıları 170’i aşan birbirinden zarif Köşk ve güzel bahçelerle Kağıthane bir yazlık dinlenme sitesi haline gelmişti. Halkın kullandığı geniş mesire çayırlıklarıyla kuşatılan bu kasırlar topluluğu, Sadabad Sarayı ve bahçesiyle birleşerek Haliç’ten Kağıthane köyüne kadar birbirinden güzel bir dizi peyzajı içeren Sübyan Mektebi bir bahçe ve su şehri oldu. Böylece Osmanlı tarihi içinde peyzaj mimarlığı yönünden kentin belli bir kesimi planlı bir biçimde ve kısa bir zaman süresinde rekreasyon amacıyla geliştirilmesi gibi bir olgu ile karşılaşmaktayız. Bu gelişmenin olduğu Lale Devri’nde doğa ve bahçe tutkusu sınırlarını aşarak halka kadar ulaştı. O devirde genel kültürümüzün çeşitleri sanat bölümlerindeki gelişmeler bahçe sanatı da önemli bir yer almıştır.

Patrona(Albay) Halil isyanı ile bir enkaz haline gelen Sadabad Kasırları ve bahçelerinin küçük bir bölümü III. Ahmet’ten sonraki hükümdarlar ve özellikle I. Mahmut, III. Selim ve II. Mahmut zamanında onarıldı. Fakat hiçbir zaman Lale devrindeki yapı ve ruh olgunluğuna erişmedi. II. Mahmut tarafından onarılarak “Çağlayan Kasrı” olarak adlandırılan Sadabad 1940’larda yıkılarak askeri okul inşa edildi.

Bugün ünlü bahçesinin en önemli özelliklerinden biri olan mermer kaplı kanal ve çağlayanları yapan mermer kaske ve kaselerden birkaç parça kalmıştır. Doğal bir çayırlık olan Kağıthane vadi tabanı su kıyısı ve bitki örtüsünün de, bir kordon gibi dere boylarını takip etmesi ile ortaya çıkan bir görünümdeydi. Gürgen, çınar, kızılağaç, söğüt, ardıç ağaçlıklarının doğal olarak kümelenmiş vadiyi kuşatan dik sırtlar ve tepeler maki ve benzer bitki örtüsü ile kaplı idi.

Bodur, yaprağını dökmeyen meşe, yabani sakız, funda, defne, ladin, kocayemiş, katır tırnağı, ateş dikeni, erguvan, çeti vb. çoğunluğunu her dem yeşil makiler teşkil ettiği bu gümrah dokuya yer yer Belgrad ormanlarının uzantısını oluşturan yapraklı orman ağaçları hatırlatılırdı. Kağıthane ve Alibeyköy mesireleri III. Ahmet devrine kadar halkın ilgi gösterdiği birer dinlenme ve eğlence arenalarıydı. 1717’de Sadrazam İbrahim Paşa tarafından verilen bir kır şöleninden sonra, bir harikulade güzel vadi, III. Ahmet’in özel ilgisini çekmiştir.

17. yüzyıl ortalarında yaşamış Evliya Çelebi’nin kaydettiğine nazaran, Kağıthane mesiresi Arap, Acem, Hint, Yemen ve Habeş yani Afrika ve Asya seyyahları arasında emsalsiz bir mesire yeriydi. Hatta bazı kimseler Kağıthane Deresi’ne giderek yüzerler idi. Tarihsel perspektif içinde Kağıthane bahçe ve mesirelerindeki regrasyon türleri, devrin toplumsal ve kültürel özelliklerini yansıtır.

Kağıthane, Sadabad ve diğer kasırların yapılması ve buranın gözde bir dinlenme yeri olmasından sonra hükümdar ve devlet büyüklerinin yeni sarayda başladıkları (Çırağan eğlenceleri), buraya aktarılmış oldu.

Kağıthane’deki Baruthane ise çok daha eskilere II. Bayezid döneminde kurulmuş; Kanuni döneminde kagire çevrilmiş ve üzeri kurşunla kaplanmıştır. Baruthane, I. İbrahim dönemine kadar üretimini sürdürmüştür.

1955 Nüfus sayımında nüfusu 3.084 olarak tespit edilen Kağıthane nüfusundaki büyük gelişme 1955 yılından sonra başlamıştır. 1 Mart 1963 tarihine kadar köy muhtarlığı ile yönetilmiş, mezbahanın kuzeybatısındaki Pırnala semtinde (Kemerburgaz yolu) üzerinde gelişmeler başlamıştır. 1953’te bir dernek kararıyla Çağlayan ve Hürriyet mahalleleri kurularak, 1934 yılında oluşan yangında evi yananlara dağıtılmıştır. Önce 45 haneyle başlayan yerleşme zamanla çoğalmış ve 1960 yılından önce İstanbul’da girişilen geniş çaptaki, imar hareketlerinden çeşitli yol kamulaştırılmaları nedeni ile Gültepe, Harmantepe, Çeliktepe ve Ortabayır semtlerinde İstanbul Mesken ve Planlama Genel Müdürlüğü tarafından halka yer verilmiş ve böylece bu mahallelerin nüvesi atılmıştır.

Kağıthane Belediye sınırları içinde yerleşme merkezde başlamışsa da burada fazla gelişme göstermeden Çağlayan, Çeliktepe ve devamı olan Sanayi sırtlarında yoğun bir şekilde yerleşmeler başlamıştır. Kağıthane ilçesi bugün 19 mahalleden ibarettir.

Kağıthane Bölgesinde Öz-Dur Teknik Servisimizce Başlıca Bosch, Siemens, Profilo Markaları Olmak Üzere Tüm Markalara Ait Beyaz Eşya, Kombi ve Klimaların Tamiri Yapılmaktadır. Hizmet Verdiğimiz Kağıthane Bölgeleri; ( Gültepe Mahallesi, Ortabayır Mahallesi, Yahya Kemal Mahallesi, Telsizler mahallesi, Esentepe Mahallesi, Kağıthane Merkez Mahallesi, Hürriyet Mahallesi, Çağlayan Mahallesi, Gürsel Mahallesi, Okmeydanı, Nurtepe Mahallesi, Güzeltepe Mahallesi )’dir. Bize ulaşabilmeniz için lütfen Teknik Servis Numaramız olan 0212 270 6636 Numarasını Arayınız.

İstinye Beyaz Eşya Teknik Servisi

sbolgelerix

Bizans dönemindeki adı Stenia’dır. Kuzeyde Yeniköy, güneyde Emirgan semtleriyle sınırlıdır. Semt, Boğaz’ın büyük koylarından biri olan İstinye Koyu’nun kuzey ve kuzeybatı doğrultusundaki sahil şeridinde ve yamaçlarında yerleşim gösterir. 1912 yılında kurulmuş olan İstinye Tersanesi 1991 yılında kaldırılmıştır. İstinye, İstanbul boğazı’nın Rumeli yakasında yer alan bir sahil semtidir. kuzeyinde Yeniköy, güneyinde Emirgan ile komşudur. istinye çok eski bir yerleşim bölgesidir. İlçe olarak Sarıyer’e bağlıdır.

İstinye’nin antik çağda ki adı Leosthenion’dur. Ancak yine aynı dönemlerde Lasthenes ve Sosthenion adlarıyla da anılmaktaydı. Helen dilinde ki adı Sosthenion’du. Bu ad, saos/sos(güvenli) ve Sthenion(güçlünün yeri- Athena’nın yeri )sözcüklerinden türetilmiş olup, ” güçlü tanrıça Athena’nın güvenli koyu ” anlamına gelmektedir. Bundan da anlaşıldığı gibi istinya adını güvenli koyundan almaktadır.

İstinye’de antik çağda bir adak yeri vardı. Burada ki adak yerinin Argaunotların, Bebrik kralı Amyknos’u yenmelerine karşı saygı ve zafer ifaedesi olarak inşa etmişlerdi. Bu adak yerini yani başka bir deyişle tapınağı, Argaunotların kaptanı Iasson yaptırmıştı. İstinye Argaunotlar zamanında çok seçkin bir yerdi. Bizans döneminde İstinye’nin adı ” Stenos ” oldu. Yine aynı dönemde ” Stenia ” adını aldı. Eski dönem isimlerinden Stenia’ya uyarlanan en yakın isim İstinye olduğu için bu ad benimsenmiş olmalıdır. Bir başka söylenceye göre bu semt de Eskiye adında bir din adamının burada yaşadığı ve bir tapınak yaptırdığı için semtin adı İstinye olmuştur. Argaunotların yaptırdıkları adak yerini(tapınak), Bizans kralı Konstantin, kendi adına kiliseye çevirdi. Daha sonra ise Makedonyalı Basil onardı. O dönemde İstinye’de ” Romanos ” adlı imparatorluk sarayı vardı. Bu saray 921 yılında, Tuna kıyısından gelen Bulgarlar tarafından yıkılmıştır. Bu arada o devirlerle ilgili bir rivayet vardır ki: Bizans döneminde bir münzevi olan Daniel adlı kişi, otuz üç yıl boyunca İstinye’de bulunan bir sütun üzerinde oturmuş, yaz kış gelen ziyaretcilere bıkmadan usanmadan vaaz ederek sütunun üzerinde kalmayı sürdürmüştür. Bu rivayet ne derece doğru bilemeyiz.

İstinye koyu, derin ve korunaklı olduğu için, Bizans döneminden beri iskan edilmeye başlanmıştır. Hemen her dönemde Karadeniz’den gelen donanmalar İstinye koyunda demirlemişlerdir. Megaralılar, Argaunotlar, Bebrikler, Gotlar, Cenevizliler ve Bizanslılar İstinye koyunu kullanmışlardır. Zaman zaman İstanbul’un Karadeniz’e yakın semtlerine baskın yapan Don kazaklarının da uğrak yeri olmuştur. Osmanlı döneminde de aynı üs olarak kullanılan İstinye koyu, aynı zamanda tersane ve kalafat yeri olarak da kullanılmıştır.

İstinye 16.yüzyıldan itibaren gelişmeye başladı. Köy, tersane ve kalafat yeri olarak iş yeri havasına girerken, Neslişah Sultan da semtin gelişmesi için burada ki mevcut yerleşmeye bir mahalle kurarak ve bir mescit yaptırarak(1547) katkıda bulundu.

Evliya çelebi ünlü seyahatnamesinde İstinye ile ilgili şöyle yazar : “Bin parça gemi alır büyük limanı vardır. Han ve Medrese yoktur. Bağ ve bahçesi çoktur. Ahalisinin fukaraları bahçevan ve balıkçıdır. kasaba, körfez dahilinde olduğundan havası o kadar iyi değildir. Liman burnunda bir misafirhanesi vardır. Limanı rüzgardan emindir. ”

18 yüzyılda İstinye’de sahil boyunca yerleşme başlar ve yalılar, konaklar yer almaya başlar. Mahalle tarihi eser bakımından zengin yerleşim bölgelerinden biridir. Tarih boyunca uygarlıklara kucak açan İstinye, pek çok kez Bulgarlar, Hunlar, kazaklar ve Rusların saldırısına uğramış ve yıkılıp tahrip olmuştur.

İstinye’de ki tarihi eserlerden biri, Neslişah sultan camiidir. İstinye’de Değirmen sokakta bulunan cami, II.Beyazıt’ın torunu Neslişah sultan tarafından 1540 yılında yaptırıldı. Cami yol çalışmaları nedeniyle 1957 yılında yıktırıldı. Arsasının bir kısmının yola verilmesine rağmen diğer kısmı üzerinde aynı ismi taşıyan bir cami yaptırıldı.

Kürkcübaşı mescidi Çayır sokaktadır. Padişahın Kürkcübaşı’sı tarafından 17. yüzyıl başlarında yaptırılmıştır. Yapım tarihi bilinmeyen bu mescit, yangın sonucu tahrip olduktan sonra yeniden inşa edilmiştir. Onarımlar sonucu bu mescidin tarihi özelliği tamamen kaybolmuştur.

Mahmut Çavuş mescidi, İstinye devlet hastanesine yakın bir yerde ve ana cadde üzerindedir. Mahmut çavuş isimli bir kişi tarafından yaptırılmış olup yapım tarihi bilinmemektedir. Zaman içerisinde yıpranan cami, 1974 yılında yeniden yapılmıştır. Son kez 2004 yılında onarım gördü. Ahşap olan bu cami 1930 lu yıllarda üç sınıflı okul olarak da kullanıldı. İstinye’nin koru mevkiinde Boğaziçi camii var. Bu cami’nin de tarihi özelliği yoktur. İstinye’de kaplıcalar mevkiinde de bir cami bulunmaktadır. Ayrıca İstinye çarşında Ve İstinye itfaiyesi müştemilatı içerisinde de bir itfaiye mescidi vardır.

İstinye hamamı, Neslişah Sultan camii karşısında İstinye hamamı sokağı ile İstinye değinilen sokağının birleştiği yerdedir. Hamam 1460 yılında Gazi Semiz Ali Paşa tarafından yaptırılmış ve vakfedilmiştir. Aslında aynı yerde iki hamam yaptırılmış ancak biri yıkılmıştır. Halk arasında bu hamama, Neslişah sultan hamamı da denilmektedir. Dilencilerin rağbet ettiği hamam aynı zamanda ” dilenciler hamamı ” olarak da anılırdı.

Bizans imparatoru Büyük Konstantin I. (324-337) ” baş melek ” Arhistratigos Mihail’in anısına şimdi ki mevcut kiliseyi (iki melek) yaptırdı. Taksiarhon Mihail ve Gavril kilisesidir bu. Bugün ki kilise 1820 yılında Rus gemiciler tarafından yeniden inşa edilmeye başlanmış, 1938 yılında ancak tamamlanmıştır. Bu kilise Fener Patrikhanesine bağlıdır.

Mahallede bir adet Müslüman mezarlığı bulunmaktadır. Azınlıklara ait mezarlık ise yoktur. İstinyede’ ki çeşmelerin en eskisi, Ahmet Şemsettin efendi çeşmesidir. Çeşme İstinye meydanında ki küçük parkın içinde olup, 1767 yılında Ahmet Şemsettin efendi tarafından yaptırılmıştır. Çeşmelerin su yolları, 1926 yılında İslamiyeti kabul eden Trandıl Şem-i Nur adını alan bir hanım tarafından onarılmıştır.

Abdülhamit Han (1) çeşmesi, İstinye cami sokakta Neslişah Sultan cami’nin avlu kapısı bitişinde olup 1782 yılında yaptırılmıştır. II.Mahmut Han çeşmesi de 1834 yılında yapılmış ve günümüze ulaşmamıştır. İstinye sahil yolunda ve Toprak ailesine ait binanın bahçe duvarına bitişik olarak yaptırılan Rizeli Hacı Bayram Kaptan çeşmesi, duvar çeşmesi hüviyetinde olup yapım yılı 1900 yılıdır. Tarihi çeşmelerdendir. Mimar yapısı ile dikkati çeken İskele çeşmesi 1908 yılında yaptırılmış olup, Vapur iskelesi karşısındadır. Bu çeşmeyi kimin yaptırdığı bilinmemektedir.

İstinye, tarihi eser özelliği taşıyan bina bakımından zengindir. Özellikle, 19. yüzyılda yapılan Faik bey yalısı, harika mimarisi ile dikkati çeker. Bina daha sonra el değiştirdiği için Pakize hanım yalısı olarak da anılır. Recaizade(hancıoğlu) yalısı, İstinye vapur iskelesi yanındadır. Yalı 19.yüzyılın ikinci yarısında yapılmıştır. Zamanla harap olan yalı, 1970 li yıllarda yıkılmış, 1985 yılında yeniden yapılmıştır.

Yeniköy’den İstinye’ye girişte, sağ tarafta ve tam köşedeki beyaz yalı denilen yalı da İstinye’nin göz okşayan tarihi binalarındandır. Bu binayı geçtikten sonra, hastanelere varmadan sağ tarafta harap görünümde ki tarihi binalar ile, büyük bahçe içesinde ki Toprak ailesine ait köşk ve müştemilatı dikkati çeker. İstinye deresinin ve halı sahasının yanında ki tarihi İbrahim Efendi köşkü de harap haldedir. İstinye’de sokak aralarında pek çok tarihi bina vardır. Bunların bir kısmı restore edilmiş, bir kısmı da harap haldedir.

İstinye-Emirgan yolu üzerinde ve deniz tarafında ki Müşir(deli) Fuat paşa yalısı da tarihi eserlerdendir. Yalı 19. yüz yılın ikinci yarısında yapılmış olup, ilk sahibi Billuri Mehmet efendidir. Sonra sırası ile İran Sefiri Muhsin Han, Hicaz kralı şura-ı Devlet azalarından Şerif Hüseyin bey yalının sahibi olmuştur. Son sahibi ise, Müşir(deli) Fuat paşa’dır. MüşirDeli Fuat Paşa, başarılı bir asker ve devlet adamı olması, bildiklerini ve düşündüklerini çekinmeden ve dürüstce söylemesi nedeniyle kendisine ” deli ” lakabı takılmıştır. Bu nedenle yalı son sahibinin ismiyle anılır. Yalı daha sonra Deniz Yolları idaresine satıldı. 1991 yılında, tersane alanı boşaltılınca onarıma alındı. Nihayet 1999 yılında Karadeniz Ekonomik işbirliği D8 Uluslararası sekreteryası, Dış işleri bakanlığının, Türkiye temsilciliğinin kullanımına verildi.

İstinye’nin yerli halkı, Bizans dönemine kadar Rum ve diğer azınlıklardan oluşuyordu. Ancak 1877 Rus harbi(93 harbi) göçleri, Balkan harbi(1912) göçleri ve Rize’nin Ruslar tarafından işgali nedeniyle İstinye, en çok göç alan yerleşim alanlarından biri olmuştur. Yirmi-otuz yıl öncesine kadar İstinye halkının büyük çoğunluğunu Rize, Ardeşen, Hopa, Fındıklı ve Artvin halkı oluşturuyordu. Balkanlar’dan gelenler de az değildi. Bu yöre toplulukları yine bu bölgede ikamet etmekte ve İstinye’nin yerli halkını oluşturmaktadırlar. Ne var ki son yıllarda yapılaşma, siteleşme ve yeni yerleşim alanlarının meydana gelmesi nedeniyle nüfus da büyük bir artış meydana gelmiştir.

İstinye denince akla koyu, tersanesi, kalafat yerleri, balıkcılığı, taş ve kireç ocakları ve topraklarının verimli olması nedeniyle bahçecilik gelir.

İstinye’de Rumlar ve Türkler iç içe yaşamazlardı. Rumlar genelde deniz kıyısını tercih ederken Türkler iç kısımlarda yaşarlardı.

Denizi ve koyu ile dikkat çeken İstinye’de ilk deniiz hamamı, 05.10.1877 tarihinde Vilayet-i Belediye kanunu gereğince, halkın açıktan denize girmelerini önlemek amacıyla, 1878 yılında açıldı. Bu deniz hamamı çok uzun yıllar kullanıldı. Günümüzde İstinye’de plaj(deniz hamamı) yoktur.

İstinye’nin bağ ve bahçelerinde yetişen bostanlar, sebzeler, meyveler ve özellikle Osmanlı çileği ünlüdür. Günümüzde az da olsa Osmanlı çileği hala yetiştirilmektedir.

İstinye koyunda yıllarca kefal, istavrit, levrek gibi balıklar avlandı. Günümüzde koyda kirlilik nedeniyle balık avı yapılamamaktadır. İstinye denince akla tersane gelirdi. Büyük bir iş merkezi olan tersane yüzlerce işci barındırıyor ve İstinye ile özdeşleşiyordu. ” Küçük Haliç ” olarak bilinen İstinye koyu, Osmanlılar döneminde Kaptan-ı Derya Cezayir’li Gazi Hasan paşa’nın isteği ve ısrarı ile tersane ve kalafat yeri olarak kullanılmıştır.

İstinye koyunda modern bir tersane yapılması için ilk adım 1856 yılında atılmış ve Zaptiye Müşiri (deli) Fuat paşa’nın bu bölgede ki arazisi üzerine ticaret gemileri için bakım onarım ve gemi inşa tersanesi yapım ruhsatı verilmiştir. Tersane yapımına 1909 yılında İtalyanlar talip olmuş, fakat Trablusgarp harbi nedeniyle çalışmalar yarıda kalmmıştır. 1911-1912 yıllarında Fransız şirketi tersane yapımişini üstlendi ve ismi ” Boğaziçi istinye Havuz ve Destgahları Anonim Şirketi ” olan bir tersane kurdular. Tersane 1912 yılında hizmete girdi. 1918 yılında Mondros Mütarekesinden sonra İngilizler tarafından tersane işgal edilmiş ise de, Fransızlar tersane üzerinde hakimiyet kurmuş ve 1928 yılına kadar çalıştırmışlardır. 1928 yılında tersane, devlet tarafından satın alındı. Önce Denizbank’a sonra Deniz İşletmeleri’ne, 1944 yılında ise Devlet Deniz Yolları ve Limanları Genel Müdürlüüğüne bağlandı.

İstinye tersanesinde üç havuz vardı. Biri 137.15 metre uzunluğunda ve 21.3 metre genişliğinde, diğeri 67.32 metre uzunluğunda ve 29.4 metre genişiliğinde sonuncu ve üçüncü havuz ise, 152.1 metre uzunluğunda ve 29.4 metre genişliğinde idi. Bu ölçülerden daha uzun bir şilep ya da tanker geldiğinde, ikinici ve üçünncü havuzlar birleşitrilerek çok daha uzun bir havuz oluşturuluyor ve tersaneye gelen gemiye rahatlıkla hizmet veriliyordu.

Bostancı(1956), Caddebostan(1956), Çengelköy(1962), Suadiye(1964), şehit Temel Şimşir(1977), Aydın Güler(1981), Rumelifeneri(1988) ve Kızıltoprak(1988) yolcu gemileri ile Celal Atik(1988), Hamit Kaplan(1988) tarak gemileri İstinye tersanesinde inşa edilmiştir.

Uzun yıllar Türk ve Dünya denizciliğine hizmet eden tersane, Boğaziçi yasasının 12. maddesi gereğince, 26.08.1991 tarihinde kapatılmış ve bu arazi turizm alanı ilan edilmiştir. Bu tarihi tersane de izmir Alaybey tersanesine nakledilmiştir. Boşaltılan alan turizm ve eğlence merkezi olarak kullanılmakta, sosyal ve kültürel etkinlikler bu alanda yapılmaktadır. Bu geniş alan üzerinde ve Tokmakburnu yönünde, İstanbul Gemi Trafik hizmetleri merkezi vardır. Boğaz geçişleri bu merkezden yönlendirilmektedir.

İstinye, Sarıyer ilçesinin sanayi bölgesidir. İstinye’nin iç kkısımlarında taş ve kireç ocakları vardı. Bunlar terk edikdikten sonra buralarda binalar yapılmaya başladı. İstinye’nin iç kısımlarında Kavel Kablo fabrikası, Türkay Endüstri ve Ticaret A.Ş. ( türkay kibrit fabrikası), Beldeyama, Beldesan, Termo teknik fabrikaları bulunmaktaydı ve bu fabrikalar nedeniyle İstinye ilçenin sanayi merkezi konumundaydı. Ancak, günün koşulları dikkate alınarak bu fabrikaların büyük bir kısmı şehir dışına taşındı. Boşalttıkları alanlar ya konut inşaatına açıldı ya da değişik iş alanlarına dönüştürüldü. Borusan oto, Otokoç, Maxicenter, ChampionSA , Carrefour , Migros , İstinye Park gibi büyük iş yerleri ve alışveriş merkezleri ile İstinye, Boğaziçi’nin en hareketli ve en canlı iş bölgesidir.

İstinye’de bir de itfaiye teşkilatı bulunmaktadır. Bu teşkilat 1926 yılında İstanbul Belediyesi tarafından ” deniz itfaiyesi ” olarak kuruldu ve 1960 yılına kadar hem deniz hem de kara itfaiyesi olarak görev yaptı. Deniz itfaiye gemisi ömrünü tamamladığından hizmetden kaldırıldı. Ancak İstinye itfaiyesi kara müfrezesi ile görevine halen devam etmektedir.

A.B.D Başkonsolosluk binası da İstinye semti sınırları içerisindedir.

Sarıyer ilçesinin önemli hastanelerinden İstinye Devlet Hastanesi, İstinye’nin sahil kesiminde bulunmaktadır. Semtte iki adet önemli lise bulunmaktadır. Bunlar İstinye imam hatip lisesi ve İstinye Şükran Ülgezen Kız Teknik Ve Meslek Lisesi(karma)(Serhat Çalgın’da burada okumuştur.) dir.

İstinye Bölgesinde Öz-Dur Teknik Servisimizce Başlıca Bosch, Siemens, Profilo Markaları Olmak Üzere Tüm Markalara Ait Beyaz Eşya, Kombi ve Klimaların Tamiri Yapılmaktadır. Bize ulaşabilmeniz için lütfen Teknik Servis Numaramız olan 0212 270 6636 Numarasını Arayınız.

Gümüşdere Beyaz Eşya Teknik Servisi

sbolgelerix

Gümüşdere, İstanbul ilinin Sarıyer ilçesine bağlı bir köydür. İlçe merkezine 14 km uzaklıktadır. Köyün başlıca geçim kaynağı çiftçiliktir.

Gümüşdere Bölgesinde Öz-Dur Teknik Servisimizce Başlıca Bosch, Siemens, Profilo Markaları Olmak Üzere Tüm Markalara Ait Beyaz Eşya, Kombi ve Klimaların Tamiri Yapılmaktadır. Bize ulaşabilmeniz için lütfen Teknik Servis Numaramız olan 0212 270 6636 Numarasını Arayınız.

Gültepe Beyaz Eşya Teknik Servisi

sbolgelerix

50 yıl öncesine kadar fundalıklar, dutluklar, sebze ve çiçek bahçeleriyle kaplı olan Kağıthane’nin 1950’de o dönemler İstanbul Nazım Planını hazırlayıp uygulayan Fransız kentbilimci Prof.Henri Prost’un danışmanlığında toplanan İmar Müşavirliği Heyetince hazırlanan sanayi planı ile Haliç kıyılarının Atatürk Köprüsü kuzeyinden Kağıthane ve Alibeyköy derelerine dek olan kesiminde ve 1955’de yapılan ek planla da Levent’te sanayiye açıldığının ilan edilmesiyle birlikte, bu alanların çevresinde yer alan denetimsiz ve düşük degerli araziler de spekülatörlerce kullanıma açıldı.Kağıthane ile Büyükdere Caddesi arasındaki alanın yoğunluk kazanmasıyla Kağıthane Vadisi’ne inen yamaçlar üzerinde 1955-1960 arasında kurulan mahallelerden biri de Gültepe oldu ve bu bölgeler kısa zamanda gecekonduyla apartman arasında, adlandırılması oldukça güç konutlarla doldu.

1957 senesine kadar tek bir evin dahi olmadığı, tamamen fundalık olan ve kuzu,sığır ve dana gibi hayvanların otlatıldığı bir yer olan Gültepe’nin 1980’ler ve özellikle 1990’lar sonrası hızla değiştiği semtin ilk sakinleri tarafından anlatılmaktadır.

Semtin ilk kurulduğu o dönemlerde Eski Büyükdere Caddesi’nde herkesin eşini dostunu ailesini alıp gittiği, etrafında ufak ufak güller bulunan,ferah,güzel ve ayrıca şehir dışında olduğundan havası da temiz olan Gültepe Kır Gazinosu’nun olduğu ve bu gazinonun yakınlarında da tadına doyulmaz çileklerin yetiştirildiği çilek tarlalarının bulunduğu yine semtin ilk sakinleri tarafından anlatılmaktadır.

Gültepe Bölgesinde Öz-Dur Teknik Servisimizce Başlıca Bosch, Siemens, Profilo Markaları Olmak Üzere Tüm Markalara Ait Beyaz Eşya, Kombi ve Klimaların Tamiri Yapılmaktadır. Bize ulaşabilmeniz için lütfen Teknik Servis Numaramız olan 0212 270 6636 Numarasını Arayınız.

Fatih Beyaz Eşya Teknik Servisi

sbolgelerix

Fatih, Tarihi yarımada (Suriçi) denen İstanbul şehrinin kurulduğu ve geliştiği bölgenin tamamını kaplayan ve İstanbul’un merkezi sayılan ilçe. Güneybatıdan Zeytinburnu, kuzeybatıdan Eyüp ilçeleri ile kuzeyden Haliç, doğudan İstanbul Boğazı ve güneyden Marmara Denizi ile çevrilidir. Fatih İlçesi, 1928’den 2008’e kadar Eminönü’yle beraber Tarihi Yarımadadaki iki ilçeden biri olmuştur. 2008’de Eminönü İlçesi’nin varlığının ortadan kaldırıp Fatih İlçesi’ne katılmasından beri tüm Tarihi yarımada üzerindeki tek ilçe haline gelmiştir. Kırsal yerleşimi olmayan ve 15.62 km²’lik (1562 hektar) bir alanı kaplayan Fatih İlçesi 57 mahalleden oluşmaktadır.

Fatih Bölgesinde Öz-Dur Teknik Servisimizce Başlıca Bosch, Siemens, Profilo Markaları Olmak Üzere Tüm Markalara Ait Beyaz Eşya, Kombi ve Klimaların Tamiri Yapılmaktadır. Bize ulaşabilmeniz için lütfen Teknik Servis Numaramız olan 0212 270 6636 Numarasını Arayınız.

Eyüp Beyaz Eşya Teknik Servisi

sbolgelerix

İlçe ismini, sınırları içinde türbesi bulunan Ebu Eyyûb el-Ensarî’den almaktadır. İstanbul’un Fethinden sonra Türklerin sur dışında kurduğu ilk yerleşim merkezi olan Eyüp’te başta Eyüp Sultan Camii olmak üzere Osmanlı döneminden kalma çok sayıda tarihi eser mevcuttur. III. Selimin annesi Mihrişah Valide Sultan’ın inşa ettirdiği imaret 200 yıldan beri faaliyetini sürdürmektedir. Tarihi Eyüp mezarlığında Osmanlı döneminin önemli asker, devlet adamı ve alimlerinin mezarları bulunmaktadır. Bilinenin aksine bölgede bir değil yedi sahabe mefdun bulunmaktadır. Şimdiki adı Alibeyköy olan Köpekyaylası önemli yerleşim alanlarındandır.

 

Eyüp ilçesinin kapladığı alan İstanbul Surlarının dışında kalmasına rağmen, burada daima bir köy vardı. Çünkü iki nehir çok miktarda temiz su sağlıyordu. Ve Bizans döneminde köyde bir klise vardı. Ve daha sonra bir manastır (Bugünkü Eyüp Camii’nin arkasındaki tepelerin yükseğine inşa edilmişti.) şehir duvarlarının dışında kalınca bu alan mezar yeri olarak kullanılmaya başlandı. Burada kiliseler ve mezarlıklar vardı. Geniş müsliman mezarları ve büyük türbesi ile buraya adını ve ününü veren türbe olduğu kadar.

Eyüp Bölgesinde Öz-Dur Teknik Servisimizce Başlıca Bosch, Siemens, Profilo Markaları Olmak Üzere Tüm Markalara Ait Beyaz Eşya, Kombi ve Klimaların Tamiri Yapılmaktadır.
Hizmet Verdiğimiz Eyüp Bölgeleri; ( Yeşilpınar Mahallesi, Eyüp Merkez Mahallesi, Alibeyköy, Göktürk Mahallesi, Kemerburgaz )’dır. Bize ulaşabilmeniz için lütfen Teknik Servis Numaramız olan 0212 270 6636 Numarasını Arayınız.

Emirgan Beyaz Eşya Teknik Servisi

sbolgelerix

Osmanlı Padişahlarından I. Abdülhamit, bugün Emirgan’ın bulunduğu bölgeyi iskana açmıştır. IV. Murat, İran seferi sırasında Erivan’ı kuşatmıştı. Kaleyi korumakla görevli Emir Güne Han, şehri savaşsız bir şekilde Osmanlı Devleti’ne teslim etti. Kale komutanının bu davranışı hoşuna giden IV. Murat, kaleyi Osmanlı Devleti’ne savaşsız bir biçimde teslim etmesinden dolayı haklı olarak ‘vatan haini’ damgasını yiyeceği İran’a dönme olanağını artık yitirmiş bulunan Emir Güne’yi alıp İstanbul’a getirdi ve o zamana kadar “Feridun Bey Bahçeleri” adıyla anılan bugün Emirgan’ın yer aldığı semti kendisine bağışladı. Bu eski Boğaz semtine ‘Emirgân’ denmesinin sebebi işte yukarıda anlattılanlardan kaynaklanmaktadır.

Emirgan Bölgesinde Öz-Dur Teknik Servisimizce Başlıca Bosch, Siemens, Profilo Markaları Olmak Üzere Tüm Markalara Ait Beyaz Eşya, Kombi ve Klimaların Tamiri Yapılmaktadır. Bize ulaşabilmeniz için lütfen Teknik Servis Numaramız olan 0212 270 6636 Numarasını Arayınız.

Dikilitaş Beyaz Eşya Teknik Servisi

sbolgelerix

Dikilitaş, İstanbul‘un Beşiktaş ilçesinde Balmumcu ile Fulya arasında kalan semt. Kuzeyden Gayrettepe, doğudanBalmumcu ve Yıldız, güneyden Abbasağa ve Türkali ile batıdan da Şişli‘ye bağlı Teşvikiye mahalleleri ile çevrilidir.Barbaros Bulvarı doğu sınırını, Hakkı Yeten Caddesi batı sınırını oluşturur.
Semte adını veren Dikilitaş’ın yanında bulunan açıklayıcı plakada, “II. Mahmud‘un 1810 (Hicri 1224) tarihinde bir yarış sırasında bu taşın yerine diktirdiği devekuşu yumurtasına bin yüz elli beş adım uzaktan, şeşhane denilen tüfekle yaptığı atışla isabet kaydetmesi dolayısıyla hatıra olarak bu taş dikilmiştir. Taşın kitabesinde yazılı olan şiirEnderunlu Vasıf‘ındır.” yazmaktadır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu ile Darphane ve Damga Matbaa Genel Müdürlüğü bu semtte yer alır. Darphane Genel Müdürlüğü’nün bulunduğu kuzey kesimi “Darphane” olarak da bilinir.

Dikilitaş Bölgesinde Öz-Dur Teknik Servisimizce Başlıca Bosch, Siemens, Profilo Markaları Olmak Üzere Tüm Markalara Ait Beyaz Eşya, Kombi ve Klimaların Tamiri Yapılmaktadır. Bize ulaşabilmeniz için lütfen Teknik Servis Numaramız olan 0212 270 6636 Numarasını Arayınız.

Çeliktepe Beyaz Eşya Teknik Servisi

sbolgelerix

Çeliktepe, İstanbul, Kağıthane İlçesi’nde yer alan mahalle.Emniyet Evleri, Sanayi,Seyrantepe,Harmantepe, Telsizler, Gültepe, Ortabayır ve Şişli’ye bağlı Esentepe ile çevrilidir. Büyükdere Caddesi’nden ayrılan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü bağlantı yolunun batısında bulunur. Çeliktepe semti 1950’lerde İETT garajının kurulması ile yerleşime açılmıştır. Kağıthane’nin güneyindeki Çağlayan, Gültepe, Emniyetevleri, Sanayi ve Hürriyet mahalleleri ile birlikte Kağıthane’nin en lüks semtlerindendir. İstanbulun yükselen semtlerinden biridir.

Mahalleye göç 1950’lerde başlamış 1970’li yıllarda ise hızla artmaya başlamıştır. Nüfusu Kağıthane’nin en kalabalık yedinci nüfusunu oluşturur. (En yoğun Gültepe, Çağlayan, Hürriyet, Sanayi, Merkez ve Hamidiye’dir.) Son yerel seçimlerde Ahmet Karamanlı genç yaşına karşın muhtar seçilmiştir. Mahalledeki bütün dükkanlar, marketler ana caddenin üzerindedir. Merkezidir ve her yöne ulaşım kolaylıkla sağlanabilmektedir.Mahallenin çıkışında bulunan İETT arazisi Türkiye’nin en değerli arazilerinden birisidir.Ayrıca 2011 yılında yapımı tamamlanan 236 mt. yüksekliğinde ki Sapphire (Rezidans ve AVM) bu bölgedeki emlak fiyatlarını artırmaktadır.

Çeliktepe Bölgesinde Öz-Dur Teknik Servisimizce Başlıca Bosch, Siemens, Profilo Markaları Olmak Üzere Tüm Markalara Ait Beyaz Eşya, Kombi ve Klimaların Tamiri Yapılmaktadır. Bize ulaşabilmeniz için lütfen Teknik Servis Numaramız olan 0212 270 6636 Numarasını Arayınız.

Çağlayan Beyaz Eşya Teknik Servisi

sbolgelerix

Çağlayan, Kâğıthane’nin güneyinde yer alan mahalle. Mahallenin Kağıthane’ye bağlı komşu mahalleleri Gürsel, Hürriyet, Galata Deresi ve Kağıthane Merkez’dir. Şişli’ye bağlı olarak İzzetpaşa ve Mecidiyeköy’e komşudur. Mecidiyeköy ve Şişli’ye yakınlık nedeniyle nüfus yoğunluğu çok fazladır. Coğrafi olarak Kağıthane’den yüksektedir ve kayalık bir bölge yapısı vardır. Avrupa’nın en büyük adliye sarayı burada yer almaktadır.

Çağlayan kavşağı, Piyalepaşa Bulvarı, Kağıthane Caddesi, Mecidiyeköy, Okmeydanı, D-100 karayolunun birleştiği nokta, İstanbul’un en yoğun araç trafiğinin olduğu bölgelerden birisidir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İl Özel İdare ve Karayolları Bölge Müdürlüğü ile ortak yürütülen çalışmayla 13.000 m2 alanda altgeçit yapılacak, altgeçit uzunlukları 700 metre olacak. Çağlayan kavşağı 2 katlı bir kavşak haline getirildi ve trafik yerin altına alındı. Bu şekilde İstanbul’da birçok miting ve yürüyüşe ev sahipliği yapan Çağlayan, 22.000 m2 yayalaştırılmış alana sahip bir meydan haline geldi. Abide-i Hürriyet Parkı ile bütünlük içinde yapılacak olan meydan düzenlemesiyle bölgede oturan, çalışan ve Avrupa’nın en büyük adliye sarayı olan İstanbul Adliyesi için sosyal bir merkez oluşturulmuştur. Proje, ileride yapılması planlanan metro istasyonu dikkate alınarak planlandı.

Çağlayan Bölgesinde Öz-Dur Teknik Servisimizce Başlıca Bosch, Siemens, Profilo Markaları Olmak Üzere Tüm Markalara Ait Beyaz Eşya, Kombi ve Klimaların Tamiri Yapılmaktadır. Bize ulaşabilmeniz için lütfen Teknik Servis Numaramız olan 0212 270 6636 Numarasını Arayınız.